444 63 14
TIBBİ BİRİMLER
Acil Servis

Ameliyathane

AMELİYATHANE

6 adet tam donanımlı ameliyathane bulunan hastanemizde 7 gün 24 saat planlı ve acil tüm cerrahi işlemler yapılabilmektedir.2 salonda Drager Opera sistemi teknolojisi kullanılmıştır. Aynı zamanda Sony Gorüntüleme Sistemleriyle canlı Workshop sunumları yapılabilmektedir.



Merkezi sterilizasyon ünitesi,preop(anesteziye ve ameliyata hazırlık) ve postop derlenme(anestezi sonrası toparlanma) üniteleri, havalandırma sistemleri ve Drager Gas Management kontrolünde yüksek Alman teknolojisi ürünü Drager Perseus A500 ve Drager Primus marka anestezi cihazları bulunmaktadır.Ülkemizde sayılı bulunan bu anestezi cihazları minimum düzeyde anestezik etki yapıp hastanın daha az anesteziye maruz kalmasını sağlar.

Anestezi sonrası gelişebilecekkomplikasyonları minimuma indirir. Hastayı ferahlatacak ve rahat hissettiricek sık dizayniyla epidural ve spinal anestezilerle hastaya konforlu bir cerrahi uygulanabilmektedir. Ameliyat odalarının tamamı içeriden dısarıya pozitif basınçla hava akımını sağlayarak yabancı maddelerin odaya girmelerini engeller ve steril hava akımını sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir. Ameliyathanemizde uzmanlık dallarının tümü hizmet vermektedir. Laporoskopik cerrahi, lazer cerrahisi, mikroskobik cerrahi gibi özellikli cerrahiler başarıyla uygulanmaktadır.

Anestezi ve Reanimasyon

Beyin ve Sinir Cerrahisi

Check Up

“Uzmanlar tarafından, hiçbir şikayet ya da hastalığı olmayan kişilerin de yılda en az bir kez düzenli olarak Check-Up yaptırması önerilmektedir.”

CHEK-UP Nedir?

Bu sözcük “yukarıdan aşağı tümünü kontrol etmek” anlamında kullanılmaktadır. Dilimizde “tepeden tırnağa” deyimine karşılık gelmektedir.


Tıpta ise; şikayetleri olmadan, belirli ve düzenli aralıklarla yapılan teşhis amaçlı muayene ve laboratuvar tekniklerine denir.


CHECK-UP Yaptırmanın Önemi

Hastalıkların kişi tarafından algılanıp bir hekime ya da sağlık kuruluşuna gitmesine yol açacak şikayetler ortaya çıktığında, genellikle tedavi için geç kalınmış ya da tedavinin zorlaştığı bir dönem başlamış olmaktadır.


İşte yapılacak muayenelerde hastalıkların başladığı ancak kişilerde belirtilerin henüz tam olarak ortaya çıkmadığı bu önemli dönemde hastalıkları yakalamak kişilerin yararına olacaktır.


Böylelikle kişi hem ilerlemiş dönemlerdeki hastalıkların getireceği sorunları ve üzüntüyü yaşamayacak hem de daha zor bir tedavinin maliyetlerini ve risklerini karşılamak zorunda kalmayacaktır.


CHECK-UP Özellikleri

  • • Check-Up programları mutlaka uzman hekimlerce tespit edilmiş en sık rastlanan ve en tehlikeli hastalıkları saptayabilecek kadar yeterince geniş laboratuvar parametresi ve tetkik içermelidir.
  • • Check-Up programları sadece tıbbi tahlil değildir. Mutlaka hekim kontrolünde sürmeli ve uzman hekim muayeneleri de içermelidir.
  • • Check-Up programları hastaların kişisel özelliklerine uygun olacak biçimde düzenlenecek çeşitlilikte olmalıdır.
  • • Check-Up programları belirli ve düzenli aralıklarla yapılmalıdır. Bu konuda önerilen 6 ayda bir veya en az yılda bir düzenli kontroldür.
  • • Hastanemizin check-up programları sabah aç karnına alınan kan ve idrar örneklerinde, testler aynı gün çalışılmakta, ultrasonografi ve radyografi işlemleri tamamlanıp sonuçlar genel sistematik muayeneniz ile birlikte uzman hekimimiz tarafından yorumlanmakta, gerekli uyarı ve öneriler size rapor halinde sunulmaktadır.

STANDART CHECK-UP PAKETİ

  • • Dahiliye Uzmanı Muayenesi
  • • Akciğer Grafisi
  • • EKG
  • • Tüm Batın USG
  • • Açlık Kan Şekeri (AKŞ)
  • • Üre
  • • Kolesterol
  • • HDL
  • • LDL
  • • Triglisent
  • • Ürik Asit
  • • HBSAG
  • • Anti HBS
  • • SGOT (AST)
  • • SGPT (ALT)
  • • Tam Kan Sayımı
  • • Sedimantasyon (ESR)
  • • Tam İdrar Tetkiti (TİT)

DETAYLI CHECK-UP PAKETİ Bayan (45 Yaş Üstü)

  • • Dahiliye Uzmanı Muayenesi
  • • Akciğer Grafisi
  • • EKG
  • • Tüm Batın USG
  • • Açlık Kan Şekeri (AKŞ)
  • • Üre
  • • Kolesterol
  • • HDL
  • • LDL
  • • Triglisent
  • • Ürik Asit
  • • HBSAG
  • • Anti HBS
  • • SGOT (AST)
  • • SGPT (ALT)
  • • Tam Kan Sayımı
  • • Sedimantasyon (ESR)
  • • Tam İdrar Tetkiti (TİT)
  • • Kadın Doğum Mua.
  • • Meme USG
  • • Vaginal Smear
  • • CA 15-3 – CA125
  • • Gloubulin – Albumin
  • • Total Protein

DETAYLI CHECK-UP PAKETİ Bayan (35-45 Yaş)

  • • Dahiliye Uzmanı Muayenesi
  • • Akciğer Grafisi
  • • EKG
  • • Tüm Batın USG
  • • Açlık Kan Şekeri (AKŞ)
  • • Üre
  • • Kolesterol
  • • HDL
  • • LDL
  • • Triglisent
  • • Ürik Asit
  • • HBSAG
  • • Anti HBS
  • • SGOT (AST)
  • • SGPT (ALT)
  • • Tam Kan Sayımı
  • • Sedimantasyon (ESR)
  • • Tam İdrar Tetkiti (TİT)
  • • Kadın Doğum Mua.
  • • Meme USG
  • • PAP Smear

DETAYLI CHECK-UP PAKETİ Bay (45 Yaş Üstü)

  • • Dahiliye Uzmanı Muayenesi
  • • Akciğer Grafisi
  • • EKG
  • • Tüm Batın USG
  • • Açlık Kan Şekeri (AKŞ)
  • • Üre
  • • Kolesterol
  • • HDL
  • • LDL
  • • Triglisent
  • • Ürik Asit
  • • HBSAG
  • • Anti HBS
  • • SGOT (AST)
  • • SGPT (ALT)
  • • Tam Kan Sayımı
  • • Sedimantasyon (ESR)
  • • Tam İdrar Tetkiti (TİT)
  • • Total Protein
  • • Globulin – Albumin
  • • PSA (Prostat)
  • • CEA
  • • GGT
Çocuk Cerrahisi

Çocuk Cerrahisi

Çocuklar yetişkinlerin küçültülmüş bir kopyası değildir.Yenidoğan ve çocukların ameliyat öncesi hazırlıkları, ameliyatları ve sonraki süreçte bakımları erişkinlerden önemli ölçüde farklılıklar gösterir.

Çocuklardaki çok küçük denilebilecek cerrahi girişimler bile, eğer uygun şartlarda yapılmaz ise çok ciddi sonuçlara sebep olabilir. Bu sebeple çocuklarla ilgili cerrahi girişimlerin sadece çocukların cerrahi hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile ilgili eğitim almış kişiler tarafından yapılması gereklidir.

Çocuk Cerrahisi bölümümüzde, doğum öncesi dönemden 16 yaşına kadar çocuklarda karşılaşılan doğumsal ve sonradan ortaya çıkabilecek cerrahi hastalıkların teşhis, takip ve tedavisi yapılmaktadır. Bölümümüzde gerçekleştirilen ameliyatların büyük bir çoğunluğu işlem sonrası hastanede kalmayı gerektirmemekte çocuk aynı gün taburcu edilebilmektedir.

Çocuk Cerrahisi ve Sık Görülen Cerrahi Hastalıkları
Yeni doğanın cerrahi hastalıkları
Boyun bölgesi hastalıkları
Boyun bölgesindeki doğumsal kistler Tortikoliz (Eğri boyun hastalığı)
Sindirim sistemi cerrahi hastalıkları
Apendisit, İnvajinasyon (Barsak düğümlenmesi)
Rektal Abse, Anal fistül (Makat çevresi İltahabı), Anal Fissur (Makatta çatlak) Göbek Hastalıkları (Fıtık, Granülom, Polip, Omfalit)
Üriner sistem ve üreme organlarına ait cerrahi hastalıklar
Böbrek, mesane ve idrar kanalının cerrahi hastalıkları Hipospadias (Peygamber sünneti, yarım sünnet)
İnmemiş testis (Testisin torbada olmaması)
İnguinal herni (Kasık fıtığı), Hidrosel (Su fıtığı)
Sünnet (Yenidoğan ve çocukluk döneminde)
Testis ve Over torsiyonu (yumurtaların dönmesi)
Epididimoorşit (testis iltihabı), balanit -postit (sünnet derisi iltihabı)
Kız çocuklarda over (yumurtalık) kistleri, torsiyonu Hymenin (kızlık zarı) kapalı olması, labial yapışıklıklar
Enürezis (Gece ve veya gündüz idrar kaçırma) Kabızlık ve Enkoprezis (dışkı kaçırma hastalığı)

Çocuk Hastalıkları

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doğumdan itibaren yaşamın ilk 16 yılı çocukluk dönemi kapsamına girmekte ve bu yaş grubunun takip ve tedavisi özel uzmanlık gerektirmektedir.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü, deneyimli uzmanlardan oluşan kadrosuyla, çocuklar için özel tasarlanmış ve ileri teknoloji ile donatılmış poliklinik ve yataklı servis ve yenidoğan yoğun bakım alanlarında, tanı ve tedaviye yönelik her türlü hizmeti vermektedir. Bölümde, doğumdan itibaren izlenmeye başlanan bebekler, doğum sonrası mental-motor gelişim, beslenme, aşı ve koruyucu hekimlik programları ile takip edilmektedir.


Çocuk hastalıkları polikliniği, çocuk hastaların beklemekten sıkılmayacağı şekilde, renkli ve canlı olarak düzenlenmiş, boyama, çizgi film gibi beklerken eğlenceli vakit geçirebilecekleri aktivite olanakları sağlanmıştır.

Küçük çocuklar için ayrı bir alt değiştirme odası, yenidoğan bebekler için beklenebilecek ayrı bir emzirme odası düzenlenmiştir.

Acil servis ünitemizde çocuk hastaların ayrıcalıklı olduğu düşünülerek, çocuk acil gözlem odaları tek kişilik ve ayrı bir bölüm olarak düzenlenmiştir.

25 küvöz kapasiteli yenidoğan yoğun bakım ünitemizde yine uzman doktorlarımız yanı sıra deneyimli yenidoğan hemşirelerimizden oluşan yenidoğan ekibi tarafından, 24. doğum haftasından itibaren doğan tüm bebeklere en üst donanım ve teknoloji ile yaşamsal destek ve bakım verilmektedir.


Çocuk ve Genç Psikiyatri

Dahiliye

Dermatoloji

Dermatoloji

Dermatoloji Polikliniği tüm deri, saç, tırnak ve ağız içi hastalıklarında tanı ve tedaviye yönelik hizmet vermektedir. En sık görülen deri hastalıkları olan akne, ekzema, sedef, allerjik deri hastalıkları, mantar ve diğer hastalıkların tanı ve tedavisi, deri kanserlerinin erken tanı ve tedavisi, dermatoskop ile ben takibi, tanı amaçlı biyopsi uygulamaları, elektrokoterizasyon ile siğil tedavisi, bakımı, yüz gençleştirme, leke ve iz tedavileri, varisler için işlemler lazer ve estetik bölümünde uygulanmaktadır.

Cilt Gençleştirme
Dermaroller,Permapen
Fraksiyonel lazer ile cilt gençleştirme
Fokuslu ultrason (Hifu) ile ameliyatsız yüz germe




Dermatoloji Nedir?
Dermatoloji; derinin, mukozanın, saçın, tırnağın, her türlü hastalığının ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların tanı ve tedavisi ile uğraşan tıp dalıdır
Dermatoloji Bölümünde Gerçekleştirdiğimiz İşlemler
Kriyoterapi: Dondurma ya da gaz sıkma tedavisi olarak biliniyor. Başta siğiller olmak üzere pek çok deri hastalığının tedavisinde kullanılan modern ve kolay bir yöntemdir. Lokal anestezi gerektirmez. Çocuklarda kullanılan hızlı bir işlemdir.
Elektrokoterizasyon: Yakma tedavisi olarak bilinen yöntem lokal anestezi ile uygulanır. Tek seansta sonuç alınması avantajıdır.
Deri Biyopsisi: Deri hastalıklarının kesin tanısı için lokal anestezi ile doku alınması ve patolojide incelenmesidir
Dermatoskopi: Benler, deri kanserleri başta olmak üzere deri hastalıklarının tanısı için uygulanan bir tanı yöntemidir.
Wood Işığı: Halk arasında mavi ışık olarak bilinen mantar hastalıkları, vitiligo, melazma gibi hastalıkların tanısında kullanılan bir cihazdır.
Botoks: Yüzdeki ve boyundaki kırışıklıkların giderilmesinde ve koltukaltı, el, ayak aşırı terleme tedavisinde kullanılır.
Lazer Epilasyon: Siyah ve kahverengi istenmeyen tüylerden kurtulmak için Alexanrite tipi cihazla uzman doktor kontrolünde, hijyenik ortamda uygulanır.
Pulse Dye Lazer: Doğuştan ya da sonradan oluşan damarsal benlerde etkili bir lazerdir. Çocuklarda, istenirse erişkinde genel anestezi ile uygulama yapılmaktadır. Pulse Dye Lazer ayrıca deride yara oluşturmadan deri gençleştirme etkisi elde etmek için kullanılmaktadır. Akne, yanık ve yara izlerinde de yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.
Alerji Testleri: Prick (iğneleme) testiyle gıda ve çevresel alerjenler saptanabilir. 20 dakikada sonuç verir. Patch (yama) testiyle deride temasla reaksiyon oluşturan alerjenler belirlenir. Sırta bant yapıştırılarak uygulanan test 48 saat ve 96 saat sonra değerlendirilir.
Kimyasal Peeling: Deriye glikolik asit uygulanarak deri gençleştirmeyi hedefler. 2 haftalık arayla toplam 4 seans %20-35-50-70 konsantrasyonlarda uygulanmaktadır.
Deri Temizliği: Buharla deri açıldıktan sonra siyah nokta, akne kistleri, keratin kistleri ve yağ kistleri temizlenmektedir.
Dermaroller: Üzerinde metal iğnecikler olan silindirlerin yüze uygulanmasıdır. Açılan çok sayıda delikçiğe özel serum ve maskeler tatbik edilir.
PRP (Platelet Rich Plasma): Hastanın kendi kanından elde edilen büyüme faktörleri deri gençleştirme saç dökülmesi tedavisi amacıyla kullanılır.
Mezoterapi: Deri ve saçı onarıcı, besleyici, yenileyici maddelerin deri içine özel iğnelerle enjeksiyonudur.
Intralezyoner Enjeksiyon: Başta kortizon olmak üzere ilaçların, keloid gibi deri hastalıklarında, saçkıran hastalığında, deri içinde enjekte edilmesidir.
Tırnak Çekimi: İlaçla tedavi mümkün olmayan durumlarda, özellikle tırnak batmalarında kullanılır.
Abse Drenaj: İltihaplı lezyonlar müdahale odasında lokal anestezi ile boşaltılmaktadır.

Diyetisyen

Endokrinoloji

Enfeksiyon Hastalıkları

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Rehabilitasyon norolojik, ortopedik, romatolojik ve pediatrik hastaliklara bağlı sakatlık veya yetersizlik yaratan durumlarda egzersiz uygulamaları ile değişik fizik tedavi cihazları kullanarak kişinin normal gündelik hayata en üst düzeyde bağımsız ve ağrısız dönebilmesini sağlar.

Bölümde termoterapi(ısı tedavisi), kriyoterapi(soğuk tedavisi), elektroterapi, hidroterapi(suiletedavi), fototerapi(ışık ile tedavi)gibi fiziksel ajanlarla uygulanan tedaviler, traksiyon, manipülasyon, ve egzersiz tedavileri uygulanmaktadır.
Medikal ve fizik tedavi yanısıra gerekli durumlarda lokal enjeksiyonlar ve girişimsel tedavilerden yararlanılmaktadir.

1- Nörolojik Rehabilitasyon
Beyinkanalarina veya beyin damarlarında tıkanmaya bağlı felçlerin kafa travmalarından sonra veya multiplskleroz gibi nörolojik hastalıklara bağlı gelişebilen nörolojik sorunların omurilik yaralanmaları sonucunda gelişen felçlerin tedavileri gerçekleştirilmektedir.
2- Ortopedik Rehabilitasyon
Kalça ve diz ameliyatlarının öncesi ve sonrasında ayak bileği omuz dirsek ameliyatlarindan sonra omuz kol ve bacak kırıklarının tespitlerinin ardından gelişen eklem sertliği ve kas zayıflığına bağlı hareket kısıtlıklarını gidermek için hizmet verilmektedir.
3- Romatolojik Rehabilitasyon
Romatoidartirit gibi eklemlerde şekil bozuklukları ve hareket kısıtlıgı yapan romatolojik hastalıklarda bel bacak boyun ağrılarının tedavisinde ve tekrarların önlenmesinde, fibromiyalji ve diğer yumuşak doku romatizmalarinda osteoporoza baglı agrıların giderilmesi ve egzersizlerinin planlanmasında hizmet verilmektedir.
4- Pediatrik Rehabilitasyonu
5- El Rehabilitasyonu

Tedavi Ünitemiz;
İleri ve gelişmiş teknolojik donanıma sahip cihazlarla hizmet veren ünitemiz Türkiyede az sayida oluşturulmuş mevcut fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerindendir. Masaj ve ısıtma hizmeti de veren traksiyonuniti bel ve boyun fıtığı hastalarının tedavisinde sonuç verici teknolojiyi sunar. (traksiyonresim)
Hastanemizde diğer merkezlerden farkı olarak Kısa Dalga Diatermi tedavisi de uygulanmaktadir. bu cihaz tüm romatizmal hastalıklar, kırık sonrası tedaviler bel ve boyun fıtıkları ile özellikle diz eklemi bölgesi kireçlenmelerinin tedavisinde büyük öneme sahiptir.(kdd resim)
Büyük merkezlerde kullanılan ve hastanemiz bünyesinde bulunan Stereodynator kombine elektroterapi cihazları tüm hastalarımızın tedavisinde rutin olarak kullanılmaktadır. (stereodynator resmi)

Fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezimiz Hastalarımızın tedavisinin rahat şekilde yapılmasını sağlamak icin, onlara faydali olacak şekilde hizmet vermeyi amaçlayıp özel olarak tasarlanmış ve mekanik cihazlarla donatılmıştır.

Gastroenteroloji

Genel Cerrahi

GENEL CERRAHİ

Uzman doktorlarımız ve deneyimli ekibimiz, yeni oluşturulmuş, en son teknolojik gelişmelere sahip üstün niteliktekiameliyathanelerimizde,toplumdaen sık görülen cerrahi hastalıklara, ülkemizdeki en az komplikasyon oranları ile, genellikle minimal invazif teknikler kullanılarak müdahale etmektedir. Apse müdahalelerinde enfeksiyon hastalıkları, meme kanserlerinde nükleer tıp ve plastik cerrahi uzmanları ile birlikte tedavi uygulanmaktadır. Ayrıca her türlü kanser vakasında Onkoloji ve Radyasyon Onkolojisi uzmanları ile birlikte çalışılmaktadır.




Gastrointestinal Cerrahi
Mide ve barsak hastalıkları ile tümörleri cerrahisi, mide küçültme operasyonları, barsak tıkanmaları, apandisit, mide delinmeleri, iç kanamaları gibi cerrahiler, mümkün olduğunca laparoskopik yöntemlerle yapılmaktadır.
Kolorektal Cerrahi
Kalın barsak ve rektum tümörleri ve hastalıkları, hemoroid, fissür, prolapsus gibi operasyonlar laser ve ligasure teknikleri ile yapılmaktadır.
Tiroid Cerrahisi
Tiroid ve paratiroid bezlerin iyi ve kötü huylu tümörleri, adenomları ve kistlerine teşhis ve tedavi girişimleri ve ameliyatları.
Meme Cerrahisi
Meme ağrısı, enfeksiyonları, iyi huylu kitleleri (fibroadenom vs.) ile kanserlerinin teşhis ve tedavisi. Dünyadaki en son teknolojiye sahip düşük radyasyonla çalışan ve en az rahatsız edici tekniğe sahip digital mammografi ve MR cihazları yeni hastanemizde hastaların ve hekimlerin en büyük yardımcısıdır.

Herni Cerrahisi, Kasık fıtıklarında kapalı yöntem(laparoskopik)ve mesh greft tekniği ile ameliyat yapılmaktadır. Ameliyat yeri fıtıkları,göbek fıtıkları, mide fıtığı ve reflü cerrahisi kapalı yöntem ile çok yüksekbaşarı oranlarıyla ameliyat edilmektedir.

Hepatopankreatobiliyer Cerrahi
Dünyada en çok yapılan operasyon olan safra kesesi operasyonları çok yüksek bir başarı oranı ile, modern ameliyathanemizdeki son model cihazlarla kapalı teknikle yapılmaktadır. Ayrıca karaciğer ve pankreastaki apse, kist, tümör ve kanserlerine yönelik ameliyatlar uygulanmaktadır.

Göğüs Hastalıkları

GÖĞÜS HASTALIKLARI

Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz bölümümüzde; KOAH(kronik obstrüktif akciğer hastalığı), Bronşial Astma, Akciğer Kanseri, İnterstisyel Akciğer Hastalıkları, Mesleki Akciğer Hastalıkları , Allerjik Hastalıklar,Pulmoner Emboli, Tüberküloz, Plevra Hastalıkları ve Uykuda Solunum Bozuklarının tanı, takip ve tedavisi yapılmaktadır. Bölümümüzde hastalarımıza poliklinik , yataklı servis ve yoğun bakım hizmeti verilmektedir.


Hastalarımıza tanı ,takip ve tedavi açısından aşağıdaki testler ve eğitimler yapılmaktadır.

-Solunum Fonksiyon Testi ve Reversibilite Testi -Allerji Testi(Prick test)
-Astım’lı ve KOAH’lı hasta eğitim -İnhaler cihaz eğitimi -Arteriyal kan gazı takibi -Sigarayı bıraktırma rehberlik hizmeti
-Uyku laboratuvarı( polisomnografi vepolisomnografi eşliğinde CPAP, BPAP titrasyonu) Uykuda aşırı terleme, sık idrara çıkma Cinsel isteksizlik ve yetersizlik VE Gastroözefageal reflü

Göz Hastalıkları

Gözlerimiz 5 duyu organımız arasında bize dünyanın tüm güzelliklerini gösteren, hayata bağlayan, öğrenme ve algılama yeteneğimizi harekete geçiren en önemli organımızdır. Gözlerimizi düzenli şekilde muayene ettirmek sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmemiz için son derece önemlidir. Hiç bir göz sorunumuz olmasa bile olası problemlerin erken saptanabilmesi için yılda bir göz muayenesi olmalıyız. Çocuklarda bu süre 6 ayda bir, hatta bazı özel durumlarda hekimin önerisi ile daha sık olabilir. Unutulmamalıdır ki göz muayenesi sırasında şeker hastalığı, beyin tümörleri, gibi birçok hastalığın ilk belirtileri gözde saptanabilmekte tanısı konulabilmektedir.

Göz Muayenesi Aşamaları

Görme Keskinliği Testi

Çok ince detayları görebilme yeteneğimiz, giderek küçülen rakamlardan oluşan testlerle kontrol edilir.


Göz Kapaklarının Muayenesi

Göz kapakları, gözyaşı bezleri, gözyaşı kanalları ve göz etrafındaki alanların durumu incelenir.

Göz Kaslarının Muayenesi

Göz hareketleri, şaşılık, çift görme olup olmadığı saptanır.


Göz Tansiyonu Ölçümü

Otomatik ya da manuel yöntemler yardımı ile göz içi basıncı saptanır. Göz tansiyonunun ölçümü Glokom hastalığının erken teşhisi için büyük önem taşımaktadır.

Biomikroskobik Muayene

Büyütücü mikroskop yardımı ile konjonktiva, sklera kornea, iris, lens gibi dokuların detayları incelenir.


Göz Dibi Muayenesi

Bu muayene ile Diyabet bağlı oluşan retinopatiler, retina dekolmanı, glokom, hipertansiyon, beyin tümörü ve vücuttaki çeşitli hastalıklara ait belirtiler saptanabilir.


Katarakt Hastalığı

Katarakt, net görmemizi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ve matlaşmasıdır. Başka bir anlatımla görmemizin buzlu bir camın arkasından bakıyormuş gibi olmasıdır.


Katarakt, ileri yaşlarda görülen bir göz hastalığı olmasına rağmen; yeni doğan bebeklerde, şeker hastalarında, göze gelen fiziksel darbeler sonrasında, uzun süreli kortizonlu ilaç kullananlarda da görülebilen bir göz hastalığıdır.


Kataraktın belirtileri; çok ince detayları görebilme yeteneğimiz, giderek küçülen rakamlardan oluşan testlerle kontrol edilir.


  • • Görmenin yavaş yavaş azalması
  • • Işığa hassasiyet (göz kamaşması)
  • • Okuma zorluğu
  • • Gece görüşünde bozulma
  • • Renklerde soluklaşma veya sararma
  • • Gözlük numaralarının sık değişmesi

Katarakt, ilaçla tedavisi yapılan ve ilerlemesi durdurulabilen bir rahatsızlık değildir. Kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Modern cerrahi yöntemlerle yapılan katarakt ameliyatı sonucunda hastalar aynı gün evlerine dönebilmektedir.


Katarakt Tedavisi

Kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat esnasında göz damla yardımıyla bölgesel olarak uyuşturulur, bu şekilde ameliyat narkozsuz, iğnesiz, ağrısız olarak gerçekleştirilir.


Fako Yöntemi (Fakoemülsifikasyon Tekniği)

Saydamlığını yitirmiş göz içi merceği ultrasonik ses dalgaları yayan özel bir cihazla göz içinde parçalanarak emilir. Yapay, katlanabilir bir mercek göze yerleştirilir. Kesi küçük olduğundan dikişe gerek duyulmaz. Enfeksiyon ihtimali sebebiyle iki gözün ameliyatı aynı gün yapılmaz. İki gözün ameliyatı arasındaki sürenin en erken 1 hafta olması önerilir.


Katarakt tedavisi, mikrocerrahi gerektiren çok önemli bir ameliyattır.


Ameliyatın başarısını, hekimin tecrübesi ve ameliyatın gerçekleştirildiği ameliyathane sterilizasyonu ve kullanılan malzeme kalite ve sterilizasyonu doğrudan etkiler.


Multifokal Göz İçi Lens Tedavisi

Bu tedavi yönteminde gözün içindeki mercek alınıp yerine birden fazla odaklama kabiliyeti olan mercek konulmaktadır. Bu merceklerde çeşitli halkalar mevcuttur. Bu halkaların bir kısmı uzağı, bir kısmı da yakını görmeyi sağlar. Böylece görme merkezine hem uzaktaki hem de yakındaki görüntüler net olarak düşmektedir. Hastalar buna çok kısa sürede adapte olarak uzak ve yakın gözlüklerinden kurtulabilirler.


Bu ameliyatta hasta seçimi çok önemlidir. Hasta için uzağı mı yoksa yakını mı görmek önemli, buna dikkat edilmelidir. Bu tedavinin avantajı ise, katarakt ameliyatı olması gereken hastalarda aynı seansta hem kataraktı yok etmesi hem de uzak ve yakın görme problemine basitçe çözüm bulmuş olmasıdır.



Göz Tembelliği (Ambliyopi)

Göz tembelliği iki gözün aynı netlik ve seviyede görememesidir. Halk arasında çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Fark edilmesi oldukça zor ve fark edildiği zaman da genellikle tedavi için geç kalınmış olmaktadır. Zamanında tanısı konduğunda ve tedavisi yapıldığında tedavisi kolay bir hastalıktır.


Gözün öndeki kırıcı ortamlarından görüntü bir şekilde sinir tabakasına ulaşmaz ya da bulanık olarak oluşacak olursa kişi de göz tembelliği oluşur. Göz tembelliğine sebep olan durumların bir an önce ortadan kaldırılması ve görme sinirinin uyarılmaya başlanması gerekir. Bu uygulanmadığı takdirde göz tembelliği kalıcı hale gelebilmektedir.


Göz tembelliğinin nedenleri;

  • • Şaşılık olması
  • • Doğuştan katarakt olması
  • • İki göz arasında bir numaradan fazla fark ya da her bir gözde ayrı ayrı yüksek astigmat, miyop veya hipermetrop olması (Anizometropi)
  • • Kornea, iris, lens ve vitreus gibi gözün kırıcı ortamlarının anormal pozisyonda olmaları ile ilgili diğer hastalıkların varlığı
  • • Göz kapağı hastalıkları da (göz kapağı düşüklüğü gibi...) görme eksenini kapayarak göz tembelliğini oluşturur.

Göz tembelliğinin tedavisine ne kadar erken başlanırsa sonuç o denli başarılı olacaktır. En başarılı sonuçlar 6-7 yaşına kadar alınmaktadır.


Multifokal Göz İçi Lens Tedavisi

Göz tembelliği anne-baba tarafından tespit edilemez sadece detaylı bir göz muayenesi sonucunda saptanabilir.


Göz muayenesinin belli bir yaşı yoktur. Şikâyeti olan çocuk hangi yaşta olursa olsun mutlaka, hiçbir şikayeti olmayan çocuklar ise 2-3 yaşında mutlaka bir göz hekimi tarafından muayene edilmelidir.


Retina (Sinir Tabakası)

Retina, göz küresinin arka duvarını bir duvar kağıdı gibi kaplayan ve görme hücrelerinden oluşan ağ tabakasıdır. Retinada oluşan hastalıklar doğrudan görme duyumuzu tehdit eder.


Retina hastalıklarına aşağıdaki hastalıklar örnek verilebilir:

  • • Şeker ve hipertansiyon hastalığına bağlı kanamalar
  • • Retina damar tıkanmaları
  • • Retina dekolmanları / yırtıkları
  • • Sarı nokta hastalığı
  • • Doğumsal retina hastalıkları
  • • Retina altında sıvı birikmesi, retina ödemi
  • • Göz içine giren yabancı cisimler
  • • Makula delikleri
  • • Vitreoretinal yüzey bozuklukları
  • • Retina tümörleri

Retina hastalığının belirtileri:

  • • Ani veya yavaş görme kaybı
  • • Kırık-eğri görme
  • • Işık çakmaları
  • • Göz önünde uçuşan koyu cisimler (uçuşan sinekler)
  • • Görüşün perdelenmesi
  • • Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı
  • • Görüş alanında karanlık bölgeler oluşması

Şeker ve hipertansiyonun retinaya olumsuz etkileri

Şeker ve hipertansiyon hastalıkları vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkiler ve ilk olarak en büyük olumsuz etkiyi gözde meydana getirir. Bu hastalıklar sonucu retinada damar genişlemeleri ve geçirgenlik bozuklukları sonucunda kanamalar, sıvı birikimleri ortaya çıkar.


Retina Hastalıklarının Tedavisi

Retinada erken teşhis, koruyucu medikal tedavi ve geç kalınmadan yapılacak lazer tedavisi, göz içine ilaç enjeksiyonu veya cerrahi müdahale hayati önem taşımakta ve kalıcı görme sorunlarının oluşmasını engellemektedir.


Glokom

Halk arasında “Karasu Hastalığı “ veya ‘’Göz Tansiyonu’’ olarak bilinen glokom, göz içi basıncı yüksekliğine bağlı olarak görme sinirinin hasara uğramasıdır. Buna bağlı olarak kişinin görme alanı= görme genişliği yavaş yavaş daralır. Bazen hiç bir belirti vermeyebilir. Bu nedenle genellikle hastalar en son aşamada, görmelerini tamamen kaybettikten sonra fark edebilirler. Bundan dolayı 40 yaşından sonra tüm bireyler şikayeti olmasa bile en az yılda bir kez göz tansiyonları açısından bir göz hekimi tarafından muayene edilmelidirler.


Glokom kimlerde görülür?

  • • Göz içi basıncı normalden yüksek olan kişilerde glokom gelişme riski daha yüksektir; ancak göz içi basıncı yüksek olan herkeste glokom olabileceği anlamına gelmez.
  • • 60 yaşın üzerindeki kişilerde glokom riski artmaktadır.
  • • Glokomun genetik ile ilişkisi olabilir. Ailesinde glokom olan kişilerde gelişme riski daha yüksektir.
  • • Şeker hastalığı ve guatr olan hastalarda glokom gelişme riski daha fazladır.
  • • Ciddi göz yaralanması,göz tümörleri ve kronik üveit veya iritis gibi göz iltihaplarında glokom görülebilir.
  • • Genellikle uzağı iyi görememe olarak bilinen miyopide glokom sıklığı yaklaşık iki misli artmıştır.
  • • Uzun süreli kortizon kullanımı (damla, ağızdan veya cilt pomadı vb. olarak) ikincil glokom gelişimine neden olabilir.

Yukarıda sayılan bulguları olan kişiler mutlaka glokom açısından bir göz hekimi tarafından muayenesi yapılmalıdır.


Glokomun sebepleri

Göz içinde salgılanan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir. Bunun sonucu olarak yükselen göz içi basıncı da görme siniri hücrelerine zarar verir.


Glokomun belirtileri

  • • Sabahları belirginleşen baş ağrıları,
  • • Zaman zaman bulanık görme,
  • • Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesidir.

Glokom Riskini Artıran Faktörler Nelerdir?

  • • Ailede glokom öyküsünün olması (genetik yatkınlık)
  • • 35 yaşın üzerinde olunması
  • • Şeker hastalığı
  • • Şiddetli kansızlık veya şoklar
  • • Yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu)
  • • Yüksek Miyopi
  • • Yüksek Hipermetropi
  • • Migren
  • • Uzun süreli kortizon tedavisi
  • • Göz yaralanmaları

Bu özelliklere sahip kişiler glokom hastalığı açısından normalden daha yüksek risk taşıdıkları için, görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini mutlaka yaptırmalıdırlar.


Glokom Tedavisi

Glokom tedavi edilmeği takdirde körlükle sonuçlanan, geri dönüşümü olmayan bir hastalıktır. Glokomun tedavisinde başlıca üç yol mevcuttur:


İlaç Tedavisi

Burada amaç çeşitli ilaçlarla göz içi basıncını belirli seviyelerin altına indirmektir. Bu bir ilaç kullanarak olabileceği gibi birden fazla ilaç kullanarak da olabilir.


Cerrahi Tedavi

Burada amaç birden fazla ilaç kullanımına rağmen göz içi basıncı hala yüksek seyrediyorsa ve görme sinir hasarı devam ediyorsa uygulanır.


Lazer Tedavisi

İlk olarak; akut glokom krizi tedavisinde ve diğer gözün glokom krizine girmesinin engellenmesinde kullanılır. İkinci olarak kronik glokom vakalarında, göz içinde yapılan sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için yapılmaktadır.


Konjenital Glokom (Bebeklerde Glokom)

Yeni doğan bebeklerde de göz tansiyonu yüksek olabilir. Bu hastalık başlangıçta belirti vermediği halde ilerledikçe bebeğin gözünün büyüdüğü dikkat çeker. Ayrıca ışığa bakamama, sulanma gibi belirtileri vardır. Tedavi edilmediği takdirde bebeğin görmesi kaybolacak ve görme yeteneğini kaybedecektir. Ancak yapılacak olan ameliyatla göz tansiyonu düşecek ve görme kaybı önlenecektir. Bazen bu bebeklerde birden fazla ameliyat gerekebilir.


Konjenital Glokomun Belirtileri

Gözün kornea tabakasında bulanıklık, beraberinde gözyaşı artışı, ışığa hassasiyet ve göz kapaklarında spazm bulunabilir. Göz tansiyonuna bağlı olarak gözlerde büyüme görülebilir. Erken tanı çok önemlidir. Hastalığın tedavisi cerrahidir. Uzun süreli takipleri gereklidir. Glokom tedavi edilmeği takdirde körlükle sonuçlanan, geri dönüşümü olmayan bir hastalıktır.



Şaşılık

Gözlerin birbiriyle olan paralelliğini kaybetmesidir. Gözleri aşağı-yukarı, sağa veya sola hareket ettiren kasların birinde veya birkaçında kuvvet azlığı veya fazlalığı olması şaşılığa neden olur. Bunun sonucunda bir göz karşıya düz bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Farklı nedenlerle şaşılık oluşabilir.


Şaşılık tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. İlk göz muayenesi için geç kalındığında ömür boyu sürecek görme azlığı sorunları ve estetik sorunlar oluşabilmektedir. Bundan dolayı doğum sonrası ve erken çocukluk döneminde çocukların göz şikayeti olmasa bile mutlaka bir göz hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmesi gereklidir.


Muayenede;


  • • Gözde paralelliğin kaybolması
  • • Çift görme
  • • Bulanık görme
  • • Baş veya yüzün bir yana dönük olması gibi durumlar tespit edilebilir.

Bazen bebeklerde yalancı kayma diye anlatılan, burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltıcı bir durum görülebilir. Yalancı kaymanın gerçek kaymadan tam olarak ayırt edilebilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır.


Kaymanın her zaman aynı gözde olması kayan gözün görmesinin daha az olduğunun belirtisidir ve gecikmeden kaymanın sebebinin ortaya konup tedavisinin gecikmeden planlanması gerekmektedir. Tedavisi geciktiğinde o gözde kalıcı göz tembelliği oluşmaktadır.


Her yaşta tedavisi yapılabilen şaşılığın tedavisinde;


  • Gözlük: Gözlük ihtiyacın kaynaklanan ve gözlükle düzelen tip kaymalarda,
  • Kapama Tedavisi: Kaymaya bağlı görmede tembellik varsa,
  • Cerrahi müdahale: Doğuştan olan kaymalar, gözlük gerektirmeyen kaymalar, Gözlük takıldığı halde düzelmeyen kaymalar cerrahi olarak tedavi edilmelidir.

Sarı Nokta (Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu)

Merkezi görmeden sorumlu sinir tabakasının(retina) hastalığıdır. 55 yaşından sonra oldukça sık görülen ve yaş ilerledikçe sıklığı daha da artan ve ilerledikçe kalıcı görme kaybına yol açabilen bir hastalıktır.


Sarı nokta hastalığı kimlerde görülür?

  • • Sigara kullananlar
  • • 55 yaşın üstündeki kişiler
  • • Kalıtımsal risk taşıyanlar

Risk faktörleri

Kişinin yaşı ve kalıtımsal özellikleridir. Diğer risk etkenleri ise hipertansiyon, sigara, beslenme şekli, lipid - kolesterol yüksekliği, güneş ışığına uzun süre maruz kalma ve şişmanlıktır.


Hastalığın belirtileri

  • • Görme kaybı
  • • Cisimleri, çizgileri eğri veya kırık görme
  • • Göz önünde karartılar
  • • Görme kalitesinde bozulma

Hastalığın kaç tipi vardır ve sonuçları

Hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Kuru tip %90 oranında, yaş tipi ise %10 oranında görülür. Fakat görme kaybına yol açması yüzünden yaş tipte erken teşhis daha büyük önem taşır. Kuru tipe oranla daha hızlı ilerleyen hastalık, ani görme kaybı ile birlikte renkli görmenin ve kontrast hassasiyetinin bozulmasına, zamanla retina ve makulada oluşan yeni damarlarda kanama yapması sonucu körlüğe sebep olur.


Sarı nokta hastalığının tedavisi

Kuru tipte vitamin ile koruyucu tedavi, yaş tipte ise yeni damar oluşumunu ve kanamayı önleyici göz içine iğne tedavisi ve gerektiğinde lazer tedavisi uygulanır.


Sarı nokta tedavisinde uygulanan ilaç enjeksiyonu

Tedavi süresince göz içine enjeksiyon şeklinde kullanılan ilaç, göz arkasındaki göz hücreleri tarafından hastalık durumunda salgılanan ve yeni damar oluşturan proteini engelleyerek görme kaybını önler. 4 - 6 hafta aralıklarla göz içine enjekte edilen ilaç, sarı noktadaki yeni damar gelişimini durdurmakta ve hastanın şikâyetlerini azaltmaktadır. Enjeksiyon en az 3 kez uygulanır; ancak daha fazla uygulanan hastalar da vardır. Sarı nokta tedavi edilmez ise görme %95 oranında azalır ve körlüğe doğru gider.


Denizli Özel Sağlık Hastanesi’nde "Sarı Nokta Hastalığı" son teknoloji cihazlar ile tanısı yapılmakta ve tedavisi uygulanmaktadır.


Karatokonus Nedir?

Keratokonus gözün saydam tabakasının yani korneanın ilerleyici miyop ve astigmat ile birlikte incelmesi ve sivrileşmesiyle oluşan bir hastalıktır. Genellikle ergenlik döneminde başlayan hastalıktan hastalar ancak 20’li yaşlarında haberdar olurlar. Hastalık 20–40 yaş arasında ilerleme gösterip 40’lı yaşlardan sonra durağan döneme girer.


Keratokonusun sebepleri nelerdir?

Keratokonus hastalığının nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, gelişiminde genetik ve mekanik travmalar en önemli rolü oynar.


Hastalığın belirtileri nelerdir?

  • • Gözde sürekli alerji / kaşıntı olması (hafif göz irritasyonu)
  • • Devamlı ilerleyen miyopi ve astigmatın olması
  • • Gözlüğe rağmen net görememek
  • • Işığa hassasiyetin artması
  • • Göz kamaşması

Bu belirtiler keratokonus hastalığı riskinin yüksek oranda olduğunun habercisidir. Keratokonusta 2 problem esastır;


  • • Görmede azalma
  • • Hastalıkta ilerleme

Tedavi Seçenekleri

  • Kontakt Lens
  • UV Cross-Linking Tedavisi (Moleküler düzeyde çapraz bağlanma): UV – Cross-Linking ameliyatı, UVA ışığı ve Riboflavin kullanılarak korneanın kollajen moleküllerine etki edip, kornea mekaniğini arttırarak keratokonus hastalığındaki ilerlemeyi durdurabilir. Cross-Linking tedavisi keratokonusun ilerlemesini durduran tek tedavi yöntemidir.

ROP - Prematüre Retinopatisi (ROP) Nedir?

Bebeklerin gözlerindeki damarlar, doğuncaya kadar gelişir.37 haftadan daha erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder. Bu damarların çeşitli nedenlere bağlı olarak anormal şekilde gelişimi prermatüre retinopatisi denilen, tedavi edilmediği takdirde körlüğe sebep olan bir duruma yol açar.


Prematüre Retinopatisi En Çok Hangi Bebeklerde Görülür?

Normal bir gebelik 40 haftadır. 37 hafta tamamlanmadan önce doğan, 2.500 gramdan az olan bebeklerde görülme olasılığı fazladır.32 haftadan önce doğan ve 1000 gram altında olan bebeklerde görülme olasılığı çok daha yüksektir.


Bebeklerin Göz Muayenesi Ne Zaman Yapılmalıdır?

  • • 31 haftadan önce doğan tüm prematüre bebekler 31. haftada;
  • • 31. hafta ve sonrasında doğan bebekler doğumdan 4 hafta sonra mutlaka bir göz hekimi tarafından ROP muaynesi yapılmalıdır.

Prematüre Bebekler Ne Kadar Süre Takip Edilmelidir?

Prematüre bebekler 45-46 haftalık oluncaya kadar belli aralıklarla ROP muayenesi yapılmalıdır. Daha sonrasında yılda bir kontrol muayenesi yapılmalıdır.


Diyabet ve Göz

Diyabet (Şeker Hastalığı) yaşam boyu süren, şeker yüksekliği ile seyreden, kontrol altında tutulmadığı takdirde bütün organlarda hasarlar yapan bir hastalıktır. Diyabette göz sorunları geçici görme bozukluklarından, çift görmeye, takip ve tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybına kadar giden “diyabetik retinopati” ye yol açabilir.


Kimler Diyabetik Retinopati Açısından Risk Altındadır?

Diyabet süresi uzadıkça diyabetik retinopati görülme riski de artar. Diyabet süresi 15 yıl üzerinde olanların yaklaşık %75’inde, yani 4 hastadan 3’ünde diyabetik retinopati saptanır. Diyabet süresi attıkça, ayrıca kalp hastalığının, böbrek hastalığının, hipertansiyonun varlığı bu risk daha da artar.


Diyabetli Hastalarda Göz Muayenesinin Önemi

Göz dibinde ilk lezyonlar diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra görülmeye başlanır. Ancak düzensiz diyabeti olan hastalarda daha erkende görülebilir.


Gözlerde diyabete bağlı hasar başlamış ise tüm organlarda başlamış demektir. Bu nedenle diyabet tedavisi ve takibinde gözlerin ve göz dibi muayenesinin önemi çok fazladır.


Hastanın hiçbir şikâyeti olmasa bile yılda bir kez göz dibi muayenesi tekrarlanmalıdır. Ancak gözlerinde hasar saptanan diyabet hastaları 3-4 ayda bir kontrol edilmelidirler.


Göz dibi muayenesi, ışık kaynağı ve özel lenslerle küre şeklindeki gözün iç duvarı retinanın incelenmesidir. Bu muayene sonucunda gerekirse ilave tetkiklerle diyabete bağlı oluşan hasarlar tespit edilebilir.


DENİZLİ ÖZEL SAĞLIK HASTANESİ GÖZ BÖLÜMÜNDE Diyabetle ilgili hasarlar ileri teknoloji cihazlar ile tetkik- tarama ve tedavisi yapılmaktadır.


Çocuk Göz Sağlığı

Pek çok önemli göz hastalığı küçük yaşlarda ortaya çıkar. Ancak erken teşhis ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir. 0-16 yaşlarındaki çocuklarda göz muayenesi hiçbir şikâyet yoksa;


  • • Doğumdan sonraki ilk aylarda,
  • • İlk 1 yaşında
  • • Şikâyeti olsun ya da olmasın 3 yaşında,
  • • Okula başlamadan önce,
  • • Okul süresince düzenli göz muayenesinin mutlaka yapılması gereklidir.

Aşağıda belirtilen bulgular varsa vakit kaybetmeden göz muayenesi yapılmalıdır:


  • • Bir gözü kısma ya da kapatma,
  • • Siyah görünmesi gereken göz bebeğinde beyaz ya da puslu renk,
  • • Cisimleri sürekli gözüne yakın tutma,
  • • Başını bir yana eğerek bakma,
  • • Gözlerini sık sık ovuşturma,
  • • Bir veya iki gözün içe veya dışa kayması,
  • • Prematüre doğum,
  • • Ailede göz tembelliği teşhisi,
  • • Ailede göz bozukluğu.

DENİZLİ ÖZEL SAĞLIK HASTANESİ GÖZ POLİKLİNİĞİNDE yapılacak olan düzenli muayeneler sayesinde bir veya her iki gözde görme azlığı, buna neden olan hastalıklar ve şaşılık erken tespit edilebilir ve tedavisi yapılabilir. Bu sayede ileride büyük sorunlara yol açacak göz problemleri ortadan kaldırılabilir.


Hiperbarik Tıp

Hiperbarik Tıp


HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ (HBOT) NEDİR?
(HBOT) bir basınç odasında tümüyle basınç altına alınan hastaya aralıklı olarak %100 oksijen solutmak suretiyle uygulanan medikal bir tedavi yöntemidir. Hasta, oksijeni basınç odasının türüne ve hastanın durumuna göre, maskeden, başlıktan, ortamdan yada endotrakeal tüpten alabilir.



HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ UYGULANAN HASTALIKLAR
  • Yara iyileşmesinin geciktiği durumlar (Diyabetik, non-diyabetik)
  • Venüz ülserler
  • Tromboanjitis obliterans-Buerger ülserli yaralar Operasyon sonrası enfeksiyon ve yaralar Periferik vasküler hastalıklar Kronik osteomyelitler
  • İç eklem protezine bağlı infeksiyon ve İnflamatuar reaksiyon İnternal ortopedik protez cihazları implantları ve greftlerinin komplikasyonları Amputasyon güdüğünün nekrozu
  • Kafa kemikleri, sternum ve vertebraların akut osteomiyelitleri Crush yaralanmaları, kompartman sendromu ve diğer akut travmatik iskemiler Radyasyon nekrozları Yumuşak dokunun nekrotizan infeksiyonları (derialtı,kas,fasya)
  • Gazlı gangren
  • Tutması şüpheli deri flepleri ve greftleri Kemiğin idiopratik aseptik nekrozu (evre 1, erken evre 2)
  • Santral retinal arter ve dal tıkanıklıkları (ilk 5 gün)
  • Ani işitme kayıpları (ilk 30 gün)
  • Hipoksik/Anoksik ensefalopatiler (ilk 5 gün)
  • Karbonmonoksit, siyanid zehirlenmesi, akut duman inhalasyonu (ilk 5 gün) Dekompresyon hastalığı (vurgun hastalığı)
  • Hava ve gaz embolisi Beyin apsesi

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Sağlık Hastanesi kadin hastalıkları ve doğum bölümünde tanı, tedavi ve cerrahide son teknik ve teknolojilerle hizmet verilmektedir.

1- Gebelik ve Doğum
Hastanemizde 5 ayrı kadın hastalıkları doğum polinikliniğinde gebeliğe hazırlık kontrolleri ve rutin gebelik muayeneleri 3D/4D üst segment ultrasonografi cihazları ile yapılmaktadır. Gebelik takibinde Down sendromu ve genetik hastalıklar açısından ikili-üçlü-dörtlü tarama testleri anne karnından non invaziv prenatal test ve amniosentez işlemleri hastanemizde uygulanabilmektedir.
Gebelerimiz daha bilinçli ve kolay bir doğum icin hastanemiz bünyesinde sertifikalı eğitmenlerimiz tarafından verilen doğuma hazırlık kurslarına katılmaktadır. Doğum zamanı gelen hastalarımız icin hastanemizde doğal vajinal doğum, suda vajinal doğum, epidural anestezi ile vajinal doğum, kombine spinal-epidural anestezi ile sezeryan doğum ve genel anestezi ile sezeryan doğum seçenekleri mevcuttur. Doğum odalarımız gereklilik halinde sezeryan ile doğumun gerçekleştirilebilmesine imkan sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir. hastalarımızın bu mutlu gününü daha keyifli ve unutulmaz kılmak için hastanemizde kuaför, kişiye özel anne-bebek odası tasarımları, çiçekçi, doğum fotoğrafçısı, video kayıt sistemi hizmeti sunulmaktadır.

2- Genel jinekoloji ve üreme hastaliklari
Hastanemizde rahim ağzı sağlığına yönelik smear testi, kolposkopi, kriyoterapi, katerizasyon işlemleri yapılabilmektedir. Jinekolojik ameliyatlar açik(laparotomi), kapali(histeroskopik- laparoskopik) ve vajinal yolla yapılabilmektedir. Meme sağlığı açısından güvenilir ve tomosentez özelliği olan digital mamografi cihazı hastalarımızın hizmetine sunulmuştur.

3- Urojinekoloji
Genital organ sarkmaları ve idrar kaçırma sorunları için vajinal ve laparoskopik olarak en yeni cerrahi yöntemler hastalarımıza uygulanmaktadır.

4- Genital Estetik ve Lazer
Hastanemizde genital estetik ve vajinal gençlestirme için cerrahi yöntemlerin yanı sıra ameliyatsız olarak uygulanan lazer teknikleri kullanılmaktadır.

5- Infertilite ve Tüp Bebek
Tüp bebek-UYTE ünitemizde spremiogram, HSG(histerosalpingografi), histeroskopi, tüp bebek(IVF-ICSI), sperm dondurma, embriyo dondurma tetkik ve uygulamaları başarıyla gerçekleştirilmektedir


Kalp ve Damar Cerrahisi

KALP VE DAMAR CERRAHİSİ

Ameliyat gerektiren kalp ve damar hastalıkları, merkezimizde yüksek teknolojiyle donatılmış yeni bir alt yapı içinde, uzman ve deneyimli hekimlerce tedavi edilmektedir.


Kalp Kapağı Hastalıkları

Ciddi kalp kapağı hastalıklarında uygun tedavi, kapağın cerrahi olarak onarılması veya uygun bir protez kapak ile değiştirilmesidir. Kalp kapağına yönelik cerrahi girişimin şekli ve zamanlaması kapaktaki bozukluğun niteliğine göre değişmektedir.


Ritim Bozukluklarında Cerrahi Girişim

Bazı koroner arter hastalığı veya kalp kapağı hastalıklarında hastada görülen ritim bozuklukları, operasyon sırasında anormal ileti kaynağına yönelik girişimler ile tedavi edilebilir. Bu uygulamalarda anormal ritim ve ileti oluşturan bölgelere lazer - radyofrekans dalgaları uygulanmakta ve Cryo Ablasyon (dondurucu soğuk uygulama) denilen yöntem kullanılmaktadır.

Minimal İnvaziv (Atan Kalpte ve Küçük Kesilerden Yapılan) Kalp Cerrahisi

Uygun ve gerekli olduğunda bazı koroner arter ve kalp kapağı operasyonları, gelişmiş teknolojik donanımlar eşliğinde küçük kesiler altından ve kalp durdurulmadan yapılabilmektedir.

Ayrıca, Doğumsal Kalp Hastalıkları, Periferik (Kol, Göğüs-Karın Bölgesi Ve Bacak) Damar Hastalıkları cerrahi uygulamaları gerçekleştirilmektedir.





Varisler

Varisli hastalarda ilaç tedavilerine ilave olarak kullanılan cerrahi yöntemler:

a) Stripping ve Mini Flebotomiler: Bozulmuş damar segmentinin, cerrahi olarak küçük kesiler altından çıkarılmasıdır. Kesiler; bacakta genelde kasık bölgesine, diz ve diz altına yapılmaktadır. Kesilerin küçük olması, bazen dikiş gerektirmemesi kozmetik yönden önemlidir.

b) Lazer ve Radyofrekans Ablasyon: Varisli damar segmenti içine lazer veya radyofrekans dalgalar üreten bir kateter yerleştirilmesi ve bu yolla damar duvarının tahrip edilerek kapatılması yöntemidir. Kapanan varisli damar bir süre sonra yok olmaktadır.

c) Skleroterapi ve Köpük Tedavisi: Uygun çaptaki varisler, varisli damar içine yapılan injeksiyonlar ile tedavi edilebilir. İnjeksiyon ile verilen madde, damar duvarının tahrip olarak yapışmasına yol açar. Lümeni kapanmış ve tıkanmış olan damar bir süre sonra yok olur.


Diyaliz İçin Fistül Operasyonları ve Kateter Uygulamaları

Kronik böbrek yetmezliğinde hastaların hemodiyaliz ünitesine bağlanmaları için yüksek debili bir damara gereksinim vardır.

Bu ihtiyaç genellikle kol atardamarı ile toplardamarı arasında bir ilişki ve geçiş yaratan Arteriovenöz Fistül operasyonları ile sağlanır.

Bazı durumlarda ise hastaların hemodiyalize girebilmeleri için derin toplardamarlara yerleştirilen geçici ve kalıcı kateterler kullanılmakta ve takip edilmektedir.



Kardiyoloji

KARDİYOLOJİ

Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Yapılan araştırmalar ile biriken bilgi birikimi ve gelişen yeni teknolojiler, diğer araştırmalı ve/veya uygulamalı bilim dallarında olduğu gibi, kardiyoloji alanında da büyük gelişmeler olmasını ve alt bilim dallarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. kardiyoloji içerisinde oluşmuş kimi alt dallar şunlardır:
Girişimsel kardiyoloji
Kalp elektrofizyolojisi




Alt dalların ortaya çıkması ve bunların üzerinde özelleşen doktorların ve araştırmacıların çalışması da yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine imkân sağlamaktadır.
Kardiyoloji biliminin tanı ve tedavisini sağlamak için çalıştığı hastalıklar arasında, günümüzün en önemli sağlık sorunları arasında yer alan bazı hastalıklar bulunmaktadır. Bu hastalıkların birkaçı şöyle sıralanabilir.
Hipertansiyon
Aterosklerotik kalp hastalıkları (koroner arter hastalığı gibi)
Kalp ritmi bozuklukları (aritmiler)
Doğuştan kalp hastalıkları

Hastanemizin Kardiyoloji ünitesinin kullandığı tanı araçlarından bazıları şunlardır:
Ekokardiyografi
Elektrokardiyografi (EKG) ve ilgili tanı yöntemleri:
Kalp stres testi (“efor testi” ya da “eforlu EKG” olarak da bilinir) Taşınabilir EKG aygıtı (“Holter monitörü” olarak da bilinir) Kandaki kalp enzimlerinin düzeyleri Koroner anjiyografi : Siemens (Artis zee)

Klinik Mikro Biyoloji

Klinik Psikoloji

Kulak Burun Boğaz

KULAK BURUN BOĞAZ

Endoskopi eşliğinde KBB muayenesi yapılmaktadır. Kulak Burun Boğaz’a bağlı tüm enfeksiyonların (ör:Bademcik enfeksiyonları, farenjit, sinüzit, kulak enfeksiyonları) tanısı ve klinik tedavisi yapılmaktadır. Bahar nezlesi, allerjik rinit gibi hastalıkların takip ve tedavileri yapılmakta, Kulak Burun Boğaz’a bağlı baş dönmesi (ör:Kulak içi kristallerin yer değiştirmesi,vestibüler nörit) tedavi edilmektedir. İşitme kaybı ve Kulak Çınlaması için odyometrist tarafından işitme testi yapılmaktadır.

Horlama için, Dünya’da ve Türkiye’de sayılı merkezde uygulanan ağrısız, ameliyatsız, hasta dostu bir uygulama “Fotona Nightlase Laser” yapılmaktadır. Cerrahi tedaviler olarak Bademcik ve geniz eti alınması, kulağa tüp yerleştirilmesi, burun etini radyofrekans ile küçültme, Septoplasti(Burun kıkırdak ve kemik eğriliği cerrahisi), Endoskopik Sinüs Cerrahisi(Kameralı sinüzit ve burun eti ameliyatları) kulak zarı ameliyatları başarıyla yapılmaktadır.



OBSTRÜKTİF UYKU APNE SENDROMU Obstrüktif (tıkayıcı) uyku apne sendromu (OSAS) nedir?
OSAS, uyku sırasında tekrarlayan üst solunum yolundaki daralmalar veya tıkanmalar nedeniyle
soluk almada kesilmelere kendini gösteren bir hastalıktır. Tekrarlayan soluk kesilmeleri uykunun
devamlılığını bozar, derin ve dinlendirici bir uyku uyunmasını engelleyerek gündüzleri aşırı uykululuğa neden olur. Aynı zamanda soluk kesilmeleri sıklıkla kanda oksijen doygunluğunu azaltarak başta kalp damar hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın ortaya çıkmasına veya bu hastalıkların kötüleşmesine neden olur.

Belirtileri nelerdir?
Horlama; Genellikle aşırı gürültüsü ve haftanın en az 3-4 gününde olur.
Uyku sırasında başkaları tarafından soluk kesilmelerinin fark edilmesi
Uykudan boğulma hissi ile uyanma
Yeterince uyunmasına rağmen sabah yorgun uyanma ve gündüz aşırı uykulu olma hali
Unutkanlık, dikkat azlığı, sinirlilik
Özellikle sabahları olan baş ağrıları ve ağız kuruluğu
Uykuda aşırı terleme, sık idrara çıkma
Cinsel isteksizlik ve yetersizlik
Gastroözefageal reflü

Lazer ve Estetik Merkezi

LAZER VE ESTETİK MERKEZİ

Epilasyon
Alexandrite, Nd YAG lazer ile epilasyon
İğneli Epilasyon

Lazer Uygulamaları

Lazerle akne ve akne izi tedavisi
Lazerle kılcal damar ve varis tedavisi
Lazerle leke ve ben tedavisi
Lazerle yara ve yanık izi tedavisi
Lazerle cilt gençleştirme
Lazerle tırnak mantarı tedavisi
Lazerle dövme silme



Cilt Gençleştirme
Dermaroller ,dermapen
Radyofrekans
Kimyasal peeling
Fraksiyonel lazer ile cilt gençleştirme
Fokuslu ultrason (Hifu) ile ameliyatsız yüz gerdirme
Cilt bakımı ve jetpeel
PRP (platelet rich plasma)
Mezoterapi (mezolifting)
Botox ve dolgu Uygulamaları
Karbon Peeling
Örümcek ağı estetiği
Bölgesel zayıflama ve selülit
Velashape LPG İ-lipo
Mezoterapi Radyofrekans
Fokuslu ultrason (Hifu) ile ameliyatsız vücut germe


Medikal Onkoloji

Nöroloji

Ortopedi

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ

Ortopedi ve Travmatoloji Bölümünde rahatsızlıklar ve tedavi alternatifleri çok geniş bir yelpaze gösterir. Ana başlıklar altında sıralamak gerekirse:



Artroskopik Cerrahi:
Başta diz olmak üzere omuz, ayak bileği ve kalça eklemlerinin ameliyatlarının kapalı yöntemle yapılabildiği cerrahi uygulamadır. Bu yöntemle hastalarda kısa nekahat dönemi avantajı sağlanır ve hastalar kısa sürede işine, yaptığı spora geri dönebilir. Sıklıkla meniskus, çapraz bağ ve kıkırdak bozukluğu durumlarında uygulanır.

Artroplasti:
Eklemlere uygulanan ameliyat yöntemlerini içerir. Eklemi içeren kırıklarda, kireçlenmelerde yapılan protez ameliyatları çok sıktır. Özellikle yaşlı hastaların kalça kırıklarında ve diz - kalça eklemi kireçlenmelerinde çok sık uygulanır.
Travmatolojik Cerrahi:
Kaza, iş kazası, düşme sonucu oluşan tüm kırıkların ve yumuşak doku yaralanmalarının tedavisini kapsar. Bunlar alçılama tedavisi olabildiği gibi cerrahi çivi, implant uygulamaları da olabilir.

Omurga Cerrahisi:
Omurganın hastalıklarında, eğriliklerinde ve daha sık olmak üzere kırıklarında , kırığın stabilize edilmesi amacıyla yapılan müdahaleler, cihazlar ve ameliyatlar bu grup altında yer alır.

Spor Yaralanmaları:
Sportif faaliyetler esnasında oluşan kas- tendon - eklem- bağ hasaralarının tedavisini içerir. Artroskopik cerrahi bu alanda sık kullanılan yöntemlerdendir.

Plastik ve Rekonstrüktif

Plastik Cerrahi

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Birimi deneyimli uzman kadrosuyla hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını modern teknolojik cihazlarla muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla, dünya standartlarında etkin, güvenilir ve kaliteli bir hizmet vermektedir.

Plastik cerrahi, estetik ve rekonstrüktif cerrahi (onarım cerrahisi) ile ilgilenir. Kozmetik cerrahi normal vücut yapılarını yeniden şekillendirerek kişinin görünümünü ve kendini algılayışını geliştirir. Rekonstrüktif cerrahi ise doğumsal ya da sonradan ortaya çıkan nedenlerle oluşmuş normal olmayan vücut yapıları üzerinde uygulanır ve öncelikli amacı etkilenen vücut yapılarının işlevlerini olabildiğince geri kazandırmaktır.



Plastik Cerrahi Kliniğimizde Yapılan Ameliyatlar
Şekil bozuklukları (Asimetriler, doğumsal kitleler, nadir yüz yarıkları)
Yarık dudak - damak
Kraniofasiyal - maksillofasiyal anomaliler (ör: çene, yüz ve kafa kemikleri şekil bozuklukları, düzensizlikleri, eksiklikleri
Ortognatik cerrahi (Çene kapanma bozuklukları)
Kulak kepçesi yokluğu, kepçe kulak ve diğer şekil bozukluklar Burun defektleri, tümörleri, kopmaları Tükrük bezi problemleri
Doğumsal tümör, nevüs (ben), kitleler, damar malformasyonları, hemanjiomlar Yüzün kemik ve yumuşak doku travmaları
Maksillofasiyal cerrahi (Trafik kazası, tümör ve diğer nedenlerle olan kemik defektleri-kırıkları- şekil ve fonksiyon bozuklukları, çene cerrahisi)
Baş-boyun tümörleri ve bunların defektlerinin onarımları Meme yokluğu, asimetrisi veya fazla meme dokusu Kanser sonrası meme rekonstrüksiyonu Jinekomasti (Erkekte büyük meme)
Genital organların doğumsal anomalileri (Epispadias, hipospadias, vaginal agenezi vb.) Genital organların onarımları, kopan organların replantasyonu Göğüs ve karın duvarı defektleri
El Cerrahisi (Travmalar, tümörler, parmak transferleri, parmak onarımları-uzatılması vb.)
El ve ayaktaki eksiklikler ve şekil bozuklukları
Periferik sinir problemleri (travmalar, nöropatiler, defektler, kitleler)
Deri ve yumuşak doku tümörleri
Akut yanık ve yanık sonrası oluşmuş deformiteler, kasılmalar, büzüşmeler, elektrik ve kimyasal maddelerin yumuşak dokularda yaptığı hasarlar
Çeşitli enfeksiyon, radyasyon ve diğer etkilerle deri ve derialtında oluşan yaralar Kronik yaralar (bası yaraları, venöz yaralar, diyabetik ayak yaraları gibi)
Estetik Cerrahi Uğraşı Alanları
Estetik ve fonksiyonel burun düzeltilmesi (Rinoplasti, septorinoplasti)
Yüz yenileştirme (Yüz germe- göz kapağı ve ağız çevresi revizyonları, kırışıklıkların tedavisi) Endoskopik yüz-alın germe, kaş kaldırılması Göz kapağı estetiği (Blefaroplasti)
Kepçe kulak ve kulak kepçesindeki diğer estetik problemlerin düzeltilmesi Çene büyütme ve küçültme operasyonları (Mentoplasti)
Deride skar (yara izi) ve düzensizliklerin giderilmesi Saç ekimleri - replasmanları
Lazer uygulamaları (Yüz soyma, lekelerin ve damar malformasyonlarının giderilmesi)
Estetik meme operasyonları: Büyütme, küçültme ve dikleştirme
Aşırı deri - derialtı yağ dokusunun azaltılmasına yönelik operasyonlar (liposuction - lipektomi) Karın germe (Abdominoplasti)
Bacak kontur düzeltme (yağ alınması, enjeksiyonları veya bacak implantları ile)
İmplantlarla (yumuşak dokuya uygulanan protezler) kontur düzeltmeleri (Kalça ve uyluk implantları, erkekte pektoral (göğüs) implantlar - bacak implantları gibi)

Radyasyon Onkolojisi

RADYOTERAPİ

KANSER TEDAVİSİNDE RADYOTERAPİ 

Kanser
Organizmayı oluşturan hücrelerin, organizmanın normal kontrol mekanizmalarından bağımsız olarak çoğalması sonucu ortaya çıkan hastalıklar grubunun ortak adıdır. Kanser, klonal bir hastalık olup, hücre çoğalmasını düzenleyen mekanizmalardaki bir bozukluk sonucu oluşur.
Tıptaki gelişmelere koşut olarak insan ömrünün uzaması; teknolojik gelişmelere bağlı olarak da yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıklarının değişimi, kalp damar hastalıkları ve kansere bağlı ölümlerin artmasına neden olmuştur.
Gelişmiş ülkelerde kanser görülme sıklığı 100.000 nüfusta yıllık 350-550 arasında iken ülkemizde ise bu sayı 100.000’de 250 civarındadır.
Radyasyon Onkolojisi:
İyonizan radyasyonların tedavide kullanımı, diğer tedavi yöntemleriyle etkileşimi, kanserin etiyolojisi, önlenmesi, biyolojisi ve tedavisi ile ilişkili bir bilim dalıdır.



Radyoterapi:
İyonizan radyasyonların, başta kanser olmak üzere bazı benign hastalıklarda kullanılmasını kapsamaktadır. Kanserli hastaların yaklaşık üçte ikisi hastalık sürecinin bir bölümünde radyoterapiye gereksinim duymaktadır. 1895’te Wilhelm Conrad Röntgen’ in x ışınını tanımlamasından birkaç yıl sonra kanser tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemizde de 1900 yılında Dr. Sufyan Bey tarafından ilk radyoterapi uygulamaları yapılmıştır.
İyonizan radyasyonlar, hücrelerdeki genetik kodu oluşturan DNA’yı etkileyerek, hücrenin ölümüne neden olmaktadır. Normal hücreler
DNA’da oluşan hasarı, kanser hücresine oranla daha fazla onarma kapasitesine sahiptir. İşte aradaki bu farktan yararlanılarak iyonizan radyasyonlar tedavide kullanılmaktadır. Radyoterapide hedef, normal hücrenin oluşturduğu dokulara en az ışın dozu verilirken, tümörlü dokuya onu ortadan kaldırabilecek en yüksek dozu vermektir. Teknolojik gelişmeler ve uzun yılların bilgi birikimi, günümüzde, hem hedef dokunun belirlenmesi hem de belirlenen hedefin daha doğru bulunmasına olanak sağlamıştır. Böylece yan etkileri daha az, buna karşın hastalığı kontrol etme oranı daha yüksek radyoterapi uygulamaları olanaklı hale gelmiştir.

3 Boyutlu Konformal Radyoterapi: 
Bilgisayarlı tomografi kesitleri üzerinde belirlenen hedef hacimlere bilgisayarlı radyoterapi planlaması ile volümetrik radyoterapi uygulamasıdır. Burada bilgisayar teknolojisinden yararlanılarak kişiye özgü tedavi uygulanabilmektedir.


Radyoloji

Tüp Bebek Merkezi

Tüm infertil çiftler bugünün modern teknolojisiyle büyük oranda tedavi edilebilmekte ve çocuk sahibi olabilmektedirler.

Tüp Bebek Merkezi

Denizli Özel Sağlık Hastanesi Denizli’de 1997 yılından beri ülkemizin dört bir yanından çocuk sahibi olma umuduyla gelen çiftlere hizmet veren bir infertilite araştırma ve uygulama merkezidir. Geçtiğimiz 17 yıl içinde bu ümitle gelen binlerce çiftin çocuk sahibi olmasına olanak sağlamıştır.


Gelişen teknoloji ve üreme tıbbında kat edilen ilerlemeler, bize çalışmalarımızı genişletme ve geliştirme anlamında güç verdi. Bu amaçla yüksek teknolojik donanımlı yeni binamızda, tecrübeli ekibimizle birlikte, bize bebek özlemiyle gelen çiftlere çare olmaya, onlarla bu yolda birlikte yürümeye söz verdik.


Bize istediğiniz zaman ulaşabilir, çocuk sahibi olma konusunda arzu ettiğiniz her detayı danışabilirsiniz. Herkesin arzu ettiğine en kısa zamanda kavuşabilmesi amacıyla her zaman yanınızdayız.


Hasta memnuniyetini arttırmaya yönelik, mevcut ve gelecekteki beklentilerini karşılayacak biçimde, tüm çalışanlarımızın aktif görev aldığı bir takım ruhu ile teknolojik gelişmelere göre kendimizi yeniliyor; siz değerli hastalarımız ve bölgemizin gelişimi için durmaksızın çalışıyoruz.


İnfertilite (Kısırlık) Nedir?

Çiftlerin 1 yıl boyunca düzenli cinsel ilişkiye girdiği ve korunma yöntemleri uygulamadığı halde hamile kalamaması durumudur. İnfertilite çiftlerin yaklaşık %15 ile %20’sini etkiler. Diğer bir deyişle evlenen her 5-6 çiftten birinin çocuğu olmamakta ve tıbbi yardım almaları gerekmektedir. Bununla birlikte daha önce hiç gebelik oluşmamış ise primer (birincil) infertilite; canlı doğumla sonuçlansın ya da sonuçlanmasın en az bir gebelik oluşmuş ise sekonder (ikincil) infertilite olarak tanımlanır.


Çocuğu olmayan çiftlerin %90’ında kadın veya erkeğe ait bir problem bulunmaktadır. Geri kalan %10’lık grupta ise tüm tetkikler normal çıkmasına rağmen gebelik oluşmamaktadır. Bu grup nedeni açıklanamayan (Unexplained) infertilite olarak tanımlanır.


Tüm infertil çiftler bugünün modern teknolojisiyle büyük oranda tedavi edilebilmekte ve çocuk sahibi olabilmektedirler.



Kadındaki İnfertilite Problemleri

1. Yumurtalık problemleri

Gebelik oluşabilmesi için vajinaya boşalan spermlerin rahim ağzı ve rahim içini geçerek tüplerden yumurtaya ulaşması gerekmektedir. Bu nedenle tüplerin açık olup olmadığının ve görevlerini yapabildiğinin gösterilmesi önemlidir. İnfertilite nedenlerinin %35’ini tüplere ait bozukluklar oluşturmaktadır. HSG tetkiki, tüplerdeki tıkanıklığı ve oluşmuş hasarı gösterebilir. HSG filminde bir bozukluk varsa doktorunuz tanı amaçlı laparoskopi önerebilir. Tüpler kapalı, hasar görmüş veya yapışık bulunursa cerrahi olarak düzeltilebilir. Ancak operasyon ile sonuç alınamayacağı düşünülüyor ise tüp bebek yöntemi (IVF) tedavide en iyi alternatiftir.


2. Yumurtlama Problemleri

Düzensiz veya anormal yumurtlama, kısırlığı oluşturan nedenlerin yaklaşık %5-25’ini oluşturur. Normal koşullarda, her ay yumurtalıklardaki olgunlaşmamış yumurtalardan bir tanesi gelişip büyüyerek çatlar ve yumurtlama (ovulasyon) meydana gelir. Anovulasyon yumurtlamanın olmamasıdır. Adet düzensizlikleri ve infertilitenin en önemli nedeni anovulasyondur. Adet görüldüğü halde ovulasyon olmayabilir. Bir kadında ovulasyonun olmadığı aşağıdaki testlerle belirlenebilir.


  • • Adet öncesi dönemde rahim içinden biyopsi ile örnek alınması ve patolojik inceleme,
  • • USG ile ovulasyon takibi,
  • • Serumda progesteron hormon düzeyinin incelenmesi (adetin 19., 21. ve 23. günlerinde),
  • • Bazal vücut ısısının incelenmesi,
  • • Servikal Pap-smear,
  • • Serviks mukusunda ipliklenme testi

Yumurtlama olmadığı saptanırsa ilaç tedavisi ile yumurtlama sağlanabilir. Ovulasyon ilaçları alan kadınların %80’inden çoğunda düzenli yumurtlama sağlanmaktadır.


3. Serviks Problemleri

İnfertilite oluşumunda serviksin (rahim ağzı) durumu nadiren tek başına önemli bir neden oluşturur. Spermleri öldüren ya da hareketsiz hale getiren salgılar (antikorlar) servikal mukusta, sperm yüzeyinde, seminal sıvıda veya her üçünde birden bulunabilir. Kadından elde edilen servikal mukus, erkekten elde edilen sperm ve çiftin her ikisinden alınan kan örnekleri bu antikorları saptamak amacı ile incelenir.


4. Rahmin Kendisine Ait Problemler

Histerosalpingografi (ilaçlı rahim filmi) rahim içi ve tüplerin durumunu göstermektedir. Adetin bitiminden sonraki bir hafta içerisinde ve yumurtlamadan önce yapılır. İlaç rahim ağzından verilir ve rahmi doldurarak, tüplere doğru ilerler ve karın boşluğuna dökülür. Rahimde yapışıklık, rahim boşluğunun durumu ve myom olup olmadığı incelenir. HSG çekilirken verilen radyoopak maddenin oluşturduğu basınç ile bazen tüplerde varolabilen mukus tıkaçları açılabilir. Bu nedenle HSG sonrası kendiliğinden gebelikler oluşabileceği konusunda uyarıda bulunmak gereklidir. HSG aracılığı ile saptanan anomalilerin kesinleşmesi veya tedavisi için histeroskopi yapılabilir.


5. Karın Zarı ile İlgili Problemler

Peritoneal (karın zarı) faktör, üreme organlarının veya karın boşluğunun iç yüzeyini kaplayan zarın anomalileri ile ilgilidir. Bu anomalilerde teşhis koymak için laparoskopi kullanılır. Laparoskopi, iç organların görülebilmesine ve mümkünse tedavisine olanak sağlayan cerrahi bir işlemdir. Laparoskopi ile tanımlanan endometriozis, kadınların %35’inde tek başına infertilite nedenidir.


6. Unexplained (Nedeni Açıklanamayan) İnfertilite

İnfertil çiftlerin yaklaşık % 10’unda tüm testler normal bulunmaktadır. Çiftlerin birçoğu infertilite nedenini ortaya çıkarabilmek amacı ile yoğun testlere maruz kalmaktadır. Ancak bilinen tüm araştırmalara rağmen kısırlığı oluşturan neden ortaya çıkarılamamış ise, “izah edilememiş infertiliteden” bahsedilir. Açıklanamayan infertilite tedavisinde, sınırlı başarılarla aşılama ve ovulasyon indüksiyonu uygulanmaktadır. Aşılama tedavisi ile deneme başına elde edilen gebelik oranı %15-20 civarındadır. İlk 3-4 denemeden sonra başarı oranı dramatik olarak azalmaktadır. Bu nedenle daha fazla aşılama yapılması bazı özel durumlar dışında (çiftlerin istemi, kadın yaşının çok genç olması, kısa infertilite süresi) genellikle tercih edilmemektedir.


7. Yaş Faktörü

İlerleyen kadın yaşıyla birlikte yumurtalık rezervi de azalmakta ve bu azalma 30’lu yaşlardan itibaren hız kazanmaktadır. Yeni doğan kız çocuğunda 1-2 milyon olan folikül sayısı, âdetin başladığı yaşlarda 300-350 bine kadar düşmekte ve azalma ilerleyen yaşla beraber devam etmektedir. Bu nedenle yaş, kadının doğal yollardan gebe kalma sansını etkilediği kadar, tüp bebek başarısını da etkileyen ana faktörlerden biridir. Ayrıca sayıdaki azalma ile birlikte, yumurta kalitesinde de azalma meydana gelmektedir.


Artan yaşla birlikte yumurta ve embriyonun kromozomlarında oluşan anormallikler, elde edilen gebeliklerin bir kısmının düşükle sonuçlanmasına yol açabilmektedir. Bu da canlı doğum oranlarını düşürmektedir.


40 yaş ve üstünde ise gebe kalma oranları daha düşüktür. Ancak yumurta rezervi değerlendirmesinde, aynı yaş grubundaki kişiler arasında da önemli farklılıklar olabileceği ve bu farklılıkların gebe kalma olasılığını da etkileyebileceği unutulmamalıdır.


Erkekteki İnfertilite Problemleri

Çocuk sahibi olabilmek için başvuran çiftlerin yaklaşık % 50’sinde erkek infertilitesine yol açabilecek sorunlar bulunmaktadır.


Erkek infertilitesine yol açan sebeplerin araştırılması infertil çiftlerin değerlendirilmesinde öncelikle uygulanan metottur. Bu sayede hem infertiliteye neden olabilecek geniş bir grup hastalığa hızlı bir şekilde tanı konabilir, hem de yardımcı üreme teknikleri öncesinde planlanan tedavinin daha sağlıklı şekillendirilmesi sağlanır.


Erkek infertilitesi nedenlerini biz başlıca 8 grupta inceliyoruz:


1. Hormonal Bozukluklar

FSH ve LH hormonlarının yetersiz olması durumunda testisler uyarılamaz ve buna bağlı olarak sperm üretimi de olmaz.


2. Testislerden Kaynaklanan Problemler

Erkek çocuklarında karın boşluğundaki testis bazen doğum sonrasında normal yerine inmez (İnmemiş testis).Bu durumda sperm üretimi bozulur. Ayrıca erişkinlik döneminde geçirilen kabakulak enfeksiyonu testisin yapısını bozabilir ve buda sperm üretimini olumsuz etkiler.


3. Boşaltım Kanallarına Ait Sebepler

Bazen sperm üretimi olur fakat boşaltım kanallarındaki tıkanıklık dolayısıyla sperm hücreleri dışarı ulaşamaz ya da doğuştan kanallar oluşmamış olabilir.


4. Varikosel

Testislerdeki toplardamarların genişlemesidir. Buna bağlı olarak oluşan bölgesel ısı artışı sperm kalitesinin bozulmasına sebep olur ancak varikosel her zaman tek başına infertilite sebebi olmayabilir.


5. Azospermi

Erkeğin vermiş olduğu sperm örneğinde hiç sperm olmaması durumudur. Bu durumdaki hastalarda cerrahi yöntemle sperm elde edilmeye çalışılır.


6. Kromozomal Bozukluklar

Normalde 46XY olan erkek kromozom kuruluşunun yapısal ve sayısal bozukluklarına bağlı olarak sperm üretiminde yetersizlik olması ya da hiç sperm üretimi olmaması durumudur.


7. Sistemik Bozukluklar

Karaciğer, böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, hipofiz bezine ait problemler hormonal dengeyi bozar, bu da sperm yapımını etkiler. Yüksek ateşle seyreden hastalıklar sperm kalitesini düşürür. Sinir sistemi hastalıkları cinsel işlev bozukluklarına sebep olabilir.


8. Çevresel Etkenler ve İlaç, Sigara, Alkol, Uyuşturucu Kullanımı

Aşırı sıcak ortamlar, zehirli gazlar, radyasyon, kimyasal maddeler, sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz etkileyen bazı faktörlerdir. Bazı ilaçlar testosteron yapımını azaltır. Alkol, sigara ve uyuşturucu sperm üretimini azaltır.


Merkezimizde erkek infertilitesi nedenlerinin araştırılması için öncelikle ayrıntılı bir sperm değerlendirmesi yapılmaktadır. Spermiogram (semen analizi) ve hormonal testler, gerektiği durumlarda da daha detaylı incelemeler olarak “sperm fonksiyon testleri, ek hormonal testler, radyolojik görüntüleme yöntemleri, genetik incelemeler ve testis biyopsisi” ile infertilite nedeni saptanmaktadır.



Merkezimizde Uygulanan İnfertilite Tanı Yöntemleri

Kadının Değerlendirilmesi

  • • USG(Ultrasonografi)
  • • Hormon Profili
  • • FSH, LH, E2, Prolaktin, sT3, sT4, TSH
  • • Hematolojik Testler
  • • Kan grubu, Tam kan sayımı, Bilirubinler, SGOT, SGPT, Açlık Kan Şekeri
  • • Serolojik ve Mikrobiyolojik Testler
  • • Toxo IgG, Toxo IgM, Rubella IgG, Rubella IgM, HbsAg, Anti-Hbs, HIV I+II, Anti HCV
  • • Histerosalpingografi (HSG - Rahim filmi)

Ayrıca gerekli görüldüğünde;


  • • Laparoskopi
  • • Histeroskopi
  • • Postkoital testler yapılmaktadır.

Erkeğin Değerlendirilmesi

  • • Sperm tahlili
  • • Serolojik ve mikrobiyolojik testler

Ayrıca gerekli görüldüğünde;


  • • Hormon profili
  • • Muayene
  • • USG (Ultrasonografi) yapılmaktadır

Tedavi Yöntemleri

Yumurtalıkların Uyarılması

Yumurtlaması olmayan veya düzensiz olan kadınlarda çeşitli ilaçlar yardımı ile yumurta gelişimini sağlamaktır. Hastalarımız tedavisine yeni adet döneminin 2. veya 3. gününde yumurtalıkların uyarılması için, iğne şeklinde hormon içeren ilaçlar alarak başlar. Bu ilaçların kullanılmasının amacı, yumurtalıklarda birden fazla yumurta hücresi gelişimini sağlamaktır. Bu gebelik şansını arttırır. Yumurtalıkların uyarılma süresi kişiden kişiye değişir. Bu sürenin uzunluğunu yumurtalıkların kullanılan ilaca cevabı belirler. Ortalama süre yaklaşık 10-12 gündür. Bu dönemde, gün aşırı hormon ve ultrasonla yumurta gelişimi takip edilir.


Aşılama (Intrauterin inseminasyon-IUI)

Aşılama aslında spermle yumurtanın buluşma şansını arttırmak üzere fizyolojiyi desteklemek amacıyla yapılan bir işlemdir. Kadına verilen iğnelerle her ay kendiliğinden oluşan bir adet yumurtanın sayısı iki ya da üçe çıkarılırken, erkeğin spermleri de özel bazı yöntemlerle yıkanıp hazırlanır. Böylelikle spermlerin en iyi hareketli olanları küçük bir hacimde yoğunlaştırılmış olur. Verilecek çatlama iğneleri ile yumurtaların çatlama zamanı da ayarlanarak hazırlanmış olan spermler rahim içerisine özel bir plastik borucuk vasıtasıyla bırakılır. Sperm sayısının iyi olduğu durumlarda tercih edilmelidir.


IVF

Halk arasında klasik Tüp Bebek tedavisi diye de bilinen bu yöntem, kadın yumurta hücresi (oosit) ile erkek meni hücresinin (sperm) vücut dışında çok özel laboratuvar şartlarında özel kaplar içinde döllenerek; döllenmiş yumurta hücrelerinden (embriyo) bir veya iki tanesinin seçilip rahim içine yerleştirilmesidir. Özellikle 90’lı yılların ortalarında mikroenjeksiyon yani ICSI’nin gelişmesiyle birlikte artık birçok merkezde yerini ICSI’ye bırakmış durumdadır.


ICSI

İntra sitoplazmik sperm enjeksiyonu, tek bir spermin mikroskop altında özel cam iğneler ile tutulup, yumurta sitoplazması içine enjekte edilmesi tekniğidir. Deyimin Türkçesi sitoplazma içine sperm enjeksiyonu anlamına gelir. Bu metot ile ilk gebelik 1992 yılında elde edilmiş ve erkek faktörüne bağlı infertilite de devrim yaratmıştır.


Bu yöntemde, klasik tüp bebek (IVF) yönteminde olduğu gibi yine anne adayının hormonlarının uyarılmasının ardından yumurta toplama (OPU) işlemine geçilir. Hedef ortalama 8-10 yumurta civarındadır. Yumurta toplama işlemi bittikten sonra, eş adayının spermleri alınır ve laboratuvarda bir takım özel işlemlerden geçirilerek hazırlanır. Daha sonra özel mikroskop altında en iyi spermler seçilerek, cam iğneler vasıtası ile spermin yumurta sitoplazması içine enjeksiyonu yani mikroenjeksiyon (icsi) işlemi yapılır. Bu işlem sonrası oluşan embriyolar embryo kalitesine göre 2., 3. ya da 5.gün rahim içine enjekte edilerek transfer işlemi tamamlanır.


Mikroenjeksiyon (ICSI) yönteminde dölleme kabiliyeti yetersiz olan spermlerin yumurta içine enjeksiyonu ile döllenme sağlanır. Klasik tüp bebek ile mikroenjeksiyon yöntemini birbirinden ayıran nokta da budur.


Tedavi Aşamaları

Yumurta Toplama İşlemi (OPU)

Yumurtalıklarda foliküller istenen büyüklüğe ulaştıktan sonra uygun dozda çatlatma iğnesi (hCG) yapılır ve 35-36 saat sonra yumurtalar özel bir iğne yardımıyla hasta uyutularak toplanır. Bu işlem 10-15 dakikalık bir işlemdir. Yumurta toplama işlemi sonrası hasta 1-1,5 saat kadar istirahat ettirildikten sonra evine yollanır.


Yumurta toplama işleminin yapılacağı gün, yumurtaların (foliküllerin) kaç günde gelişeceğine bağlıdır. Bu süre hastadan hastaya değişmektedir ve kullanılan ilaca karşı yumurtalıkların vereceği cevapla ilişkilidir. Yumurtalar ortalama 10-12 günde gelişir ve yumurta geliştirme tedavisi âdetin genelde 3. günü başladığı için yumurta toplama işlemi de âdetin 15-20. günleri arasına denk gelir.


IMSI

Mikroenjeksiyon işlemi sırasında en kaliteli sperm seçilmeye çalışılır. Bu genellikle 200 kez büyüten bir mikroskop ile yapılır. Bu büyütmede sperm anomalilerinin çoğu görülür. Ancak bazen, özellikle yumurta sayısının az olduğu ve mikroenjeksiyonda kullanılan spermin morfolojik (şekil) yönden kusursuz olduğunu görmek için daha büyük büyütme gerekebilir. Bunun için 60-100X objektifler kullanılır ve büyütme 600-1200 kat olabilir. Ayrıca bir kamera yardımı ile dijital olarak da büyütme artırılabilir. Bu yöntemin gebelik oranını arttırdığı iddia edilse de zaten dikkatli bir şekilde 200-400 kat büyütme ile yapılan standart işleme bir üstünlüğü olup olmadığı tartışmalıdır. Merkezimizde uygulanmaya başlamıştır.


ICSI

OPU yani yumurta toplama işleminde hedef ortalama 8-10 yumurta civarındadır. Yumurta toplama işlemi bittikten sonra, yumurtalar anne karnı özellikleri taşıyan inkübatörlerde bir süre bekletilerek, dış ortam stresinden kurtulmaları sağlanır. Daha sonra özel enzimler vasıtasıyla bir takım hücrelerden temizlenerek enjeksiyona hazır hale getirilir.


Bu arada androloji laboratuvarında da hastanın eşine ait spermler hazırlanır. Daha sonra özel mikroskop altında,çok ince pipetler yardımıyla en iyi spermler seçilerek, her yumurtaya bir tane sperm verilmek suretiyle enjekiyon işlemi tamamlanır.


AHA

Embriyonun rahime tutunması, embriyoyu çevreleyen glikoprotein yapısındaki zardan (zona pellucida) embriyonun dışarı tomurcuklanmasıyla (hatching) başlar. Tomurcuklanma embriyo gelişiminin 5. veya 6.günü blastosist aşamasına ulaştıktan sonra gerçekleşir. Embriyonun rahim içinde tutunabilmesi tamamıyla zardan çıktığında mümkün olmaktadır. Tüp bebek tedavisi için kullanılan ilaçların, embriyoyu çevreleyen zarı kalınlaştırdığı veya embriyoların içinde geliştirildiği kültür medyumlarının zarı sertleştirdiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Bu nedenle embriyonun rahime tutunması zorlaşmaktadır. Embriyoloji laboratuvarında transfer öncesi embriyonun tomurcuklanmasını kolaylaştırmak amacıyla embriyoyu çevreleyen zarın inceltilmesi veya açılması (assisted hatching) işlemi uygulanmaktadır. Bu işlem çeşitli merkezlerde, farklı yöntemlerle yapılmaktadır. Merkezimizde bu işlemi, dünyada da birçok merkezde kullanılmakta olan lazer ile yapmaktayız.


ET(Embriyo Transferi)

Tüp bebek uygulamasında döllenme (fertilizasyon) elde edildikten sonra belirlenen sayıda embriyo anne rahmi içerisine yerleştirilir, buna embriyo transferi denir. Transfer işleminden 12 gün sonra yapılacak gebelik testi (hamilelik testi) ile gebelik olup olmadığı kontrol edilir. Embriyo transferi 5-10 dakika kadar süren kısa bir işlemdir. Ağrı ve rahatsızlık yaratmadığı için işlem sırasında anestezi uygulanmaz.


Merkezimizde embryo transfer işleminin hangi gün yapılacağı, hastanın yaşı, oluşan embryoların sayısı ve kalitesi, daha önce başarısız tüp bebek uygulaması olup olmadığı gibi durumlar göz önünde bulundurularak, 2., 3., 5. ya da 6.gün seçeneklerinden en uygun olan günde yapılmaktadır. Buna hastanın doktoru ve embriyolog birlikte karar vermektedir.


Vitrifikasyon (Hızlı Dondurma)

Transfer için gerekli olan sayıdan daha fazla ve iyi kalitede embriyo elde edilmesi durumunda, bu embriyolar dondurularak saklanabilir. Dondurma-çözme işlemi sırasında bazı embriyolar yaşamlarını sürdüremez. Ancak son yıllarda, tüm dünyada olduğu gibi, vitrifikasyon yöntemi merkezimizde de uygulanmaktadır. Bu yöntemle embriyolar çok hızlı bir biçimde dondurulup çözüldükleri için, çözülme sonrası embriyolardaki hasarlar en aza indirgenmiş bulunmaktadır. Gebelik oranı ise, taze embriyo transferi oranı ile aynıdır.


TESE

Testiküler Sperm Ekstraksiyonu yöntemi (TESE), azospermi yani semen örneğinde hiç spermi olmayan hastalara uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem ile dokuda sperm hücresi olup olmadığı incelenir. Lokal anestezi altında ameliyathane koşullarında yapılan bu işlemde, hastanın testislerinin birinden ya da duruma göre her ikisinden de alınan doku parçacıkları, androloji laboratuvarında incelenerek sperm hücresi aranır. Hastalardan bu yöntemle elde edilen spermler, mikroenjeksiyon yöntemi ile tüp bebek denemesinde kullanılır. Eğer spermler sayı ve hareket olarak yeteri kadarından fazla ise, kalanı dondurularak saklanabilir.


Üroloji

ÜROLOJİ - TAŞ KIRMA

Hastanelerimizde modern ürolojinin tüm ameliyatları başarıyla yapılmakta olup, üroloji (böbrek, idrar yolları, mesane ve prostat hastalıkları, kısırlık) ile ilgili tüm konularda hizmet verilmektedir.
Hastalarımızın tedavilerinde uyguladığımız ameliyat teknikleri ;


Klasik ameliyatlar (Böbrek, idrar yolları, mesane, prostat, testis hastalıkları)
Laparoskopik ameliyatlar (Böbrek ve prostat)
Perkütan taş cerrahisi (Böbrek taşları)
Endoskopik ameliyatlar (Mesane ve prostat hastalıkları, idrar yolları taşları)
Radikal prostat ameliyatları (Prostat kanseri )
Mikroskopik ameliyatlar: İnfertilite (Kısırlık tedavisinde)
Mikrovarikoselektomi MikroskopikTESE
Tas kirma (ESWL) (Siemens Modularis)
Flexible Ureteroskopi Retrograd intra Renal Cerrahi tekniği
Bu teknik ile ile 2-3 cm capindaki bobrek taslarinda, ESWL tekniginin(tas kirma) yetersiz oldugu 3 cm veya uzerinde buyuklukteki bobrek taslarinda basariyla uygulanmaktadir. Bu yontem idrar yollarindan bobreklere girilerek bobrek icindeki taslarin parcalanarak toz haline getirilmesine dayanir.
Delme ve kesi olmaksizin yapilan islem yuksek basari oranina sahiptir. Kanama olmadan yapilan islem kilolu hastalarda da rahatlikla uygulanabilmektedir.


Üroloji Nedir?
Üroloji, kadın ve erkeklerin üriner sistemleri ile erkeklerin üreme sistemlerini inceleyen tıbbi branştır. Böbrekler, idrar kanalları, mesane, prostat bezi, meni kanalları, idrar borusu, testisler ile ilgili her türlü rahatsızlığın tanı ve tedavisini içerir.
Üroloji Alt Branşları
1. Androloji (Andrology, güncel tabiri ile Cinsel İşlev Bozuklukları Tanı ve Tedavisi)
2. Kadın ürolojisi- Ürojinekoloji (Female urology/Urogynecology)
3. Ürolojik onkoloji (Uro-oncology)
4. Nöro-üroloji (Neurourology)
5. Rekonstrüktif üroloji (Reconstructive urology)


TAŞ KIRMA (ESWL)
Siemens c kollu ve ultrason kombinasyonuyla yüksek kalitede nokta atışı yapabilen modularis variostar cihazı non-opak taşları bile kırabilme özelliğine sahiptir.

Yeni Doğan Yoğun Bakım

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemiz, 15 yılı aşkın tecrübesi ile, yoğun bakım ihtiyacı olan tüm bebeklere hizmet vermektedir.

Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi

Misyonumuz; deneyimli uzman doktorlar, yeni doğan yoğun bakımı konusunda özel eğitimli hemşireler ve personelimizle, güncel bilgiler ışığında, modern binamızda, en son teknoloji ile donatılmış ventilatör ve küvözlerle, her türlü yoğun bakım hizmetini vererek bebeklerimizi en kısa zamanda sağlıkla ailelerine kavuşturmaktır.


Yoğun bakım ünitemiz 23 gebelik haftasından itibaren erken doğmuş veya enfeksiyon kapmış, anne karnında mekonyum yutmuş, kan değişimi gerektirecek düzeyde sarılığı olan, solunum sıkıntısı olan bebekler gibi ileri düzey yoğun bakım desteği ihtiyacı duyan tüm bebeklere sağlık hizmeti verebilmektedir. Bu doğrultuda yıllardır Denizli içi ve çevre illerdeki hastanelerden hastanemize sevk için yoğun talep almaktayız.



Yoğun bakım ünitemizde 22 küvöz, 2 ısıtıcılı açık bebek yatağı, 10 adet son teknoloji ventilatör (solunum cihazı) ve ventilatör destekli 1 adet transport küvözümüz bulunmaktadır.


Tünel Fototerapi hizmetimiz ile uzun süre hastanede yatmaya gerek kalmadan, çok kısa süre içerisinde sarılık tedavisi yapılabilmektedir.


Ünitemizde tüm bebeklere doğanın en büyük mucizevi ilacı “anne sütü” verilmektedir. Annelere taburculuk öncesi prematüre bakımı ve emzirme eğitimi verilmektedir.


Desteğe ihtiyaç duyan tüm bebeklerimize, anne şefkati ile, modern donanımlı ünitemiz ve güler yüzlü çalışanlarımızla yıllardır kaliteli hizmet vermekten gurur duyuyoruz.



Ünitemizde;

  • • Solunum desteği (ventilatör)
  • • Kan değişimi (exchange transfüzyon)
  • • Fototerapi (ışık tedavisi)
  • • Tünel fototerapi (yoğun ışık tedavisi)
  • • Perkütan kateter uygulamaları
  • • Total parenteral nutrisyon ünitesi
  • • Toraks tüpü takılması (akciğer hava kaçağı tedavisi)
  • • Hasta başı küçük cerrahi girişimler
  • • Hasta başı Ultrason
  • • Prematüre Retinopatisi (göz) muayenesi
  • • İzole sepsis (enfeksiyon karantina) odası
  • • Anne emzirme odası
  • • Kan gazı ölçümü hizmetleri verilebilmektedir.

Ayrıca gerekli durumlarda Çocuk Cerrahisi, Çocuk Kardiyolojisi, Çocuk Nefrolojisi ve Çocuk Endokrinoloji bölümlerinden destek alabilmektedir.


Yetişkin Yoğun Bakım Ünitesi

YETİŞKİN YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ

YETİŞKİN YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ

Kritik hastalıkları ve yaşam riski olan hastalar ile cerrahi sonrası yakın takip ve tedavi gerektiren hastalar Yetişkin Yoğun Bakım Ünitemizde tedavi edilmektedir.


Yoğun bakım ünitemizde dünya standartlarında hasta bakımı ve tedavileri yapılmaktadır. Yoğun bakım ünitemizde; her yatağa özel yaşamsal işlevleri gösteren monitörizasyon sistemleri ve monitörler, damar yolundan ilaçların hızlarının elektronik kontrolünü sağlayan serum pompaları, yapay solunum cihazları, kalp fonksiyonlarının izlendiği cihazlar, diğer ekipmanlar ve deneyimli hemşire kadrosuyla birlikte  yeni ve modern tedavi imkanları sağlanmaktadır.
Tasarım ©2014: Marco Visa & Gaia